top of page

Blog

  • Soyut Dönen Desen

    İnsanlara Ne Öğretebilirim?

    Psikolojik Danışman
    Dünya Sarıtaş

  • İş Konuşma Sahnesi

    İnsan ilişkilerinde en sık yapılan hatalardan biri, “öğretme” niyetiyle yaklaşırken
    farkında olmadan karşı tarafın alanına müdahale etmektir. Oysa kimse doğrudan
    öğretilmek istemez. İnsan, kendi deneyimiyle anlamlandırdığı şeyi sahiplenir. Bu
    yüzden bütün ilişki türlerinde asıl mesele öğretmek değil, ilham vermek ve alan
    açmaktır.

  • Yardım Elleri Uzatıldı

    Gerçek etki, söylenenlerden çok yaşananlardan doğar. Bir insana disiplin
    anlatabilirsin ama düzenli bir yaşam sürdüğünü gördüğünde o kişi zaten bunun
    mümkün olduğunu fark eder. Duygusal farkındalıktan bahsedebilirsin ama kendi
    duygularını ifade edebildiğini gördüğünde, o davranış bulaşıcı hale gelir. İnsanlar
    anlatılanı değil, gördüğünü içselleştirir.

  • Kum Tutan Eller

    Bu noktada en güçlü yöntem, deneyim paylaşımıdır. “Bunu yapmalısın” demek
    yerine, “ben bunu denedim ve bana iyi geldi” demek çok daha etkili bir iletişim kurar.
    Çünkü bu yaklaşım yargı içermez, dayatma içermez. Karşı tarafa seçim hakkı tanır.
    Ve insanlar seçim yapabildikleri yerde değişime daha açıktır.

  • Açık havada yürüyen kadın

    Bir diğer önemli nokta ise soru sormaktır. Doğru sorular, doğru cevaplardan daha
    değerlidir. “Neden böyle hissediyorsun?” yerine “Bu durum sende ne uyandırıyor?”
    gibi sorular, kişinin kendini keşfetmesini sağlar. Bu da öğrenmenin en kalıcı halidir.
    Çünkü kişi cevabı dışarıdan almaz, kendi içinden bulur.

  • Soyut Renk Bulanıklığı

    İlişkilerde gelişim yaratmak istiyorsan, birlikte deneyim oldukça güçlü bir yoldur.
    Birlikte spor yapmak, bir kitap üzerine konuşmak, yeni bir alışkanlık denemek…
    Bunlar, teorik bilgiden çok daha etkili bir öğrenme alanı yaratır. Çünkü paylaşılan
    deneyimler, ilişkileri derinleştirirken dönüşümü de doğal bir sürece bırakır.

  • Doğada kadın

    Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, “öğreten kişi” rolüne girmemektir. Bu
    rol, çoğu zaman mesafe yaratır ve karşı tarafta savunma oluşturur. Onun yerine “ben
    de öğreniyorum” diyen bir yerde durmak, hem samimiyeti korur hem de karşılıklı
    gelişimi mümkün kılar.

  • Takım Birliği Hareketi

    Sonuç olarak, insanlara öğretebileceğin en değerli şey; bir bilgi değil, bir bakış
    açısıdır. Kendinle kurduğun ilişki, hayata yaklaşımın, sınırların, alışkanlıkların…
    Bunların hepsi zaten birer öğretidir. Sen bunları gerçekten yaşadığında, anlatmana
    gerek kalmadan etkini gösterirsin.

  • Yoga Denge Pozu

    Çünkü bazı şeyler anlatılarak değil; farkındalık yaratarak, hissettirerek öğretilir.


    Psikolojik Danışman
    Dünya Sarıtaş

  • Geometrik Mimari Tasarım

    İlişkilerde Tekrarlayan Döngüler ve Aile Danışmanlığının Rolü

    Psikolog/Aile Danışmanı
    Emek Eryılmaz

  • Potter El Sanatları Vazosu

    Günümüzde birçok kişi ilişkilerinde benzer sorunları tekrar tekrar yaşadığını fark eder.
    “Neden hep aynı tartışmayı yapıyoruz?” ya da “Bu döngüden neden çıkamıyoruz?” gibi
    sorular aslında ilişkilerde görünmeyen bir yapıya işaret eder: tekrar eden ilişki döngüleri.

  • Rahat Yüz Yakın Çekim

    İlişkilerde yaşanan problemler çoğu zaman tek bir olaydan değil, tarafların birbirine verdiği
    tepkilerin süreklilik kazanmasından oluşur. Örneğin; bir tarafın eleştirel yaklaşımı, diğer
    tarafın geri çekilmesine yol açabilir. Bu geri çekilme ise daha fazla eleştiriyi tetikleyerek
    zamanla bir kısır döngü oluşturur. Bu döngüler çoğu zaman fark edilmeden sürer ve ilişkiyi
    yıpratır.

  • Sanat Galerisi Ziyareti

    Aile danışmanlığı tam da bu noktada devreye girer. Danışmanlık süreci, tarafları
    “haklı–haksız” çerçevesinde değerlendirmek yerine, ilişkinin dinamiklerini anlamaya
    odaklanır. Bu süreçte bireyler, yalnızca yaşadıkları problemi değil; o probleme nasıl katkı
    sunduklarını da fark etmeye başlar.

  • Soyut Beyin Tasarımı

    Çoğu zaman bireyler, geçmiş deneyimleri ve bağlanma biçimleri doğrultusunda benzer
    davranış kalıplarını sürdürür. Örneğin; terk edilme kaygısı yaşayan bir kişi, partnerini kontrol
    etmeye yönelebilir. Bu durum karşı tarafta baskı hissi oluşturur ve uzaklaşmaya neden
    olabilir. Böylece kişi, korktuğu durumu farkında olmadan yeniden üretmiş olur.

  • İnsanlar Açık Havada Dinleniyor

    Aile danışmanlığı süreci, bu farkındalığı artırarak bireylere yeni bir bakış açısı kazandırır.
    Danışanlar zamanla duygularını daha sağlıklı ifade etmeyi, ihtiyaçlarını açıkça dile getirmeyi
    ve partnerlerini bir “rakip” değil, “aynı takımın bir parçası” olarak görmeyi öğrenir.

  • Bulanık İnsan Kalabalığı

    Sonuç olarak, ilişkilerde çözüm çoğu zaman tartışmaları kazanmaktan değil, bu tekrar eden
    döngüleri fark edip değiştirebilmekten geçer. Aile danışmanlığı, bireylere bu döngüleri görme
    ve dönüştürme fırsatı sunarak daha sağlıklı ve dengeli ilişkilerin kapısını aralar.


    Psikolog/Aile Danışmanı
    Emek Eryılmaz

  • Pastel Çalışma Alanı Öğeleri

    Fresh Start Etkisi: Neden Pazartesileri Bu
    Kadar Önemsiyoruz?

    Psikolojik Danışman
    Öykü Uncu

  • Kişi Yürüyüş Alanı

    Her yeni hafta, her yeni ay, yılbaşı ya da doğum günü… Birçoğumuz bu günleri “yeni bir
    sayfa açma” fırsatı olarak görüyoruz. Pazartesiler diyetlerin başladığı, yeni yılın ilk günü
    hayat planlarının yapıldığı, doğum günlerinin ise “yeni bir yıl, yeni bir ben” sözleriyle
    kutlandığı özel tarihlere dönüşüyor.

  • Turuncu Kişi

    Peki neden bu kadar çok kişi belirli günleri romantize edip “milat” haline getiriyor? Bunun
    ardında hem psikolojik hem de kültürel sebepler var.

  • Açık Havada Koşan Kişi

    Fresh Start Effect: Beynin Yeni Başlangıçlara Duyarlılığı

    Psikolojide buna “fresh start effect” (taze başlangıç etkisi) deniyor. İnsan zihni,
    takvimdeki dönüm noktalarında geçmişi geride bırakmaya ve yeni bir sayfa açmaya daha
    yatkın oluyor. Yılbaşı kararları, pazartesi sabahları, doğum günleri ya da mevsim

    geçişleri zihnimiz için adeta bir “sıfırlama butonu” işlevi görüyor. Bu yüzden insanlar
    sıradan bir günü değil de özel bir tarihi seçerek değişime başlamak ister.

  • Karanlık Odadaki Kişi

    Yeni Başlangıçların Çekiciliği 

    Bu özel günlerin cazibesi inkâr edilemez. İnsana bir motivasyon patlaması yaşatır,
    planlar yapmaya ve hedefler belirlemeye sevk eder. Ajandaların açılması, yeni düzenler
    kurulması, temiz bir sayfa açıldığı hissi… Bunların hepsi ruhu besleyen ve kişiye kontrol
    duygusu veren şeylerdir. Hatta çoğu zaman bu ritüeller, hayatın karmaşası içinde ipleri
    eline alıyormuş gibi hissettirir.

  • Açık Havada Okuyan Kişi

    Tatlı Bir Tuzak Olabilir

    Ama işin bir de diğer tarafı vardır. Pazartesiyi ya da yeni yılı beklemek çoğu zaman
    gerçek değişimi ertelemekten öteye gitmez. “Bugün planım bozuldu, haftaya tekrar
    başlarım” düşüncesi kişiyi kısır bir döngüye sokabilir. Büyük ve gerçekçi olmayan
    hedefler kısa sürede bozulduğunda hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. Bazen de işin kendisi
    yerine hazırlık romantizmi ön plana çıkar; ajandalar, renkli kalemler ve süslü planlarla
    oyalanılır ama eyleme geçilmez. Daha da önemlisi, insan sadece bu özel tarihlerde
    motive olmayı öğrenirse, içsel motivasyonu güçlenmeyebilir ve böylelikle değişim
    sürdürülebilir hale gelmez.

  • Limon Toplayan Kişi

    Sonuç: Takvimin Sihri Güzel, Ama Abartmamak Gerek

    Yeni başlangıçları romantize etmek insana umut ve güç verir. Pazartesiler, yeni yıllar ya
    da doğum günleri… Hepsi hayatımıza anlam katmak için güzel fırsatlardır. Ancak gerçek
    dönüşüm için sadece bu günleri beklemek yeterli değildir. Asıl güç, sıradan bir günde bile
    yeni bir sayfa açabilmektir. Çünkü değişim için en iyi zaman aslında hep “şimdi”dir.


    Psikolojik Danışman
    Öykü Uncu

  • Soyut Renkli Resim

    Psikolojik Anlamda Güçlü Olmak: Zor Zamanlarda Ayakta Kalabilmek

    Psikolojik Danışman
    Beste Taş

  • Dağ Modası Portresi

    Hayat hepimizin önüne zaman zaman beklenmedik sınavlar çıkarır. Kimi zaman bir kayıp, kimi zaman bir hayal kırıklığı, bazen de uzun süren belirsizliklerle karşılaşırız. Bazı insanlar bu dönemlerden daha çabuk toparlanırken bazıları daha uzun süre zorlanır. Peki aradaki fark nedir? “Psikolojik olarak güçlü olmak” tam olarak ne anlama gelir?

  • Sakin Gölde Yelkenli Tekne

    Psikolojik güç, duygusuz olmak ya da hiçbir şeyden etkilenmemek değildir. Aksine, zor duygularla karşılaştığında dağılmadan kalabilmek, düşsen bile yeniden ayağa kalkabilmek demektir. Psikoloji literatüründe bu beceri çoğunlukla “psikolojik dayanıklılık” olarak tanımlanır.

  • Çömlek Boyayan Adam

    Psikolojik Dayanıklılık Nedir?
     

    En sade haliyle psikolojik dayanıklılık; stres, travma, kayıp ya da yoğun baskı gibi zorlayıcı yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme ve toparlanabilme kapasitesidir. Bu, hayatın zorluklarını inkar etmek değil; onları kabul ederek içsel bir denge kurabilmektir.

  • Çömlek İşleyen Kadın

    Araştırmalar gösteriyor ki dayanıklılık doğuştan gelen sabit bir özellik değildir. Öğrenilebilir, geliştirilebilir ve güçlendirilebilir bir beceridir. Yani “Ben zaten hassas biriyim, güçlü olamam” düşüncesi gerçeği yansıtmaz. Dayanıklılık bir kişilik etiketi değil, bir süreçtir.

  • Güneş gözlüğü takan sporcu

    Güçlü İnsanların Ortak Özellikleri
     

    Psikoloji alanında yapılan çalışmalar, psikolojik olarak güçlü bireylerde bazı ortak özelliklerin öne çıktığını gösteriyor.

  • Gülümseyen Ofis Çalışanı

    1. Gerçekçi İyimserlik
     

    Pozitif psikolojinin öncülerinden biri olan Martin Seligman, iyimserliğin zor zamanlarla başa çıkmada önemli bir rol oynadığını vurgular. Ancak burada söz edilen, Pollyannacılık değildir. Gerçekçi iyimserlik; sorunu inkar etmeden, “Bu durum geçici olabilir” diyebilme becerisidir.

  • Çantalarla Gülümsemek

    Psikolojik olarak güçlü kişiler, yaşadıkları olumsuzlukları kalıcı ve kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine, değiştirilebilir ve sınırlı durumlar olarak değerlendirme eğilimindedir.

  • Turuncuya Karşı Kadın

    2. Öz Yeterlilik İnancı
     

    Albert Bandura’nın ortaya koyduğu “öz yeterlilik” kavramı, kişinin kendi becerilerine duyduğu inancı ifade eder. Zor bir durumla karşılaşıldığında “Bununla baş edebilirim” diyebilmek, gerçekten baş etme ihtimalini artırır.

  • Yakın Çekim Göz

    Bu inanç sihirli bir düşünce değildir; geçmişte başardığımız küçük deneyimlerden beslenir. Küçük başarılar, büyük krizler karşısında içsel dayanak noktaları oluşturur.

  • Yaşlı Kadın Portresi

    3. Duygusal Esneklik
     

    Psikolojik güç, duyguları bastırmak anlamına gelmez. Tam tersine, duyguları fark etmek ve düzenleyebilmekle ilgilidir. Üzüntüyü inkar etmek yerine kabul edebilmek, öfkeyi zarar vermeden ifade edebilmek dayanıklılığın önemli parçalarındandır.

  • Kapalı Göz Yakın Çekim

    Duygusal esneklik, “Şu an zorlanıyorum ama bu duygu sonsuza kadar sürmeyecek” diyebilmektir. Bu bakış açısı, kişinin yaşadığı deneyimi daha yönetilebilir hale getirir.

  • Kırmızı Kaset Çalar

    4. Sosyal Destek
     

    Hiç kimse tek başına güçlü olmak zorunda değildir. Araştırmalar, güçlü sosyal bağların psikolojik dayanıklılığı önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Güvendiğimiz birine içimizi dökebilmek, anlaşıldığımızı hissetmek, stresin beden üzerindeki etkisini bile azaltabilir.

    Psikolojik güç bazen yardım isteyebilme cesaretidir.

  • Yakın Çekim Gözler

    Zorluklardan Güçlenerek Çıkmak Mümkün mü?
     

    Travma sonrası süreçlerle ilgili çalışmalar, bazı insanların zor deneyimlerden sonra sadece toparlanmakla kalmayıp gelişim gösterebildiğini ortaya koymuştur. Bu durum literatürde “travma sonrası büyüme” olarak adlandırılır.

  • Çilli Yüz Yakın Çekim

    Bu, yaşanan acının iyi olduğu anlamına gelmez. Ancak kişi yaşadığı deneyimi anlamlandırabildiğinde; değerlerini yeniden gözden geçirebilir, ilişkilerini derinleştirebilir ve yaşam önceliklerini değiştirebilir. Bazen en kırılgan hissettiğimiz dönemler, en fazla içgörü kazandığımız zamanlara dönüşebilir.

  • Soyut Yürüyüş Sahnesi

    Psikolojik Güç Nasıl Geliştirilir?
     

    Psikolojik dayanıklılık kas gibi düşünülebilir; kullanıldıkça güçlenir.

  • Soyut Resim Sergisi

    • Düşünceleri Fark Etmek
     

    Zor bir olay yaşadığımızda zihnimiz otomatik olarak bazı yorumlar üretir: “Ben yetersizim”, “Hep böyle oluyor”, “Hiçbir şey düzelmeyecek.” Bu düşünceler çoğu zaman gerçeğin kendisi değil, zihnin yorumudur.

    Bilişsel farkındalık geliştirmek; düşünce ile gerçeği ayırt edebilmek, psikolojik gücün temel adımlarından biridir.

  • Soyut Çiçek Küreleri

    • Kontrol Alanını Ayırt Etmek
     

    Her şeyi kontrol edemeyiz. Ancak tepkilerimizi kontrol edebiliriz. Güçlü insanlar enerjilerini değiştiremeyecekleri şeylere değil, etkileyebilecekleri alanlara yönlendirirler. Bu yaklaşım çaresizlik hissini azaltır.

  • Soyut Çizgiler Tasarımı

    • Anlam İnşa Etmek
     

    Yaşanan zorlukların içinde bir anlam aramak, dayanıklılığı artırır. “Bu deneyim bana ne öğretti?” sorusu, mağduriyet duygusunu dönüştürebilir. Anlam, acıyı silmez; ama onu taşınabilir kılar.

  • Soyut Çinili Duvar

    • Bedeni İhmal Etmemek
     

    Uyku, beslenme ve hareket psikolojik sağlamlığın temelidir. Kronik stres altında beden alarm durumuna geçer. Düzenli hareket ve yeterli uyku, sinir sistemini dengelemeye yardımcı olur.

  • Soyut Dijital Sanat

    Güçlü Olmak, Sert Olmak Değildir
     

    Toplumda bazen güçlü olmak, duygusuz olmakla karıştırılır. Oysa psikolojik güç, kırılganlığı inkar etmek değil; kırılganlıkla barışabilmektir. “Evet, zorlanıyorum” diyebilmek bir zayıflık değil, içsel farkındalıktır.

    Gerçek dayanıklılık, hayatın fırtınalarında hiç savrulmamak değil; savrulurken köklerini kaybetmemektir.

  • Soyut Yeşil Girdaplar

    Psikolojik Güç Bir Yolculuktur
     

    Psikolojik olarak güçlü olmak bir varış noktası değildir. Hayat boyu devam eden bir öğrenme ve uyum sürecidir. Bazen çok sağlam hissederiz, bazen daha kırılgan. Bu dalgalanma insan olmanın doğasında vardır. Önemli olan, zor zamanlarda kendimize şu soruyu sorabilmektir:
    “Şu an elimden gelen en sağlıklı adım ne?”

  • Soyut Şekiller Kompozisyonu

    Psikolojik dayanıklılık; mükemmel olmak değil, esnek olabilmektir. Düşmek değil, düştükten sonra kendimize nasıl davrandığımızdır. Ve belki de en önemlisi, kendimize karşı şefkatli kalabilmektir. Çünkü gerçek güç, içimizdeki sesi susturmak değil; onu anlayabilmektir.

    Psikolojik Danışman
    Beste Taş

  • Soyut Gece Sahnesi

    KAYNAKÇA 

     

    Bandura, A. (1997). Self-efficacy: The exercise of control. New York: Freeman.

    Bonanno, G. A. (2004). Loss, trauma, and human resilience: Have we underestimated the human capacity to thrive after extremely aversive events? American Psychologist, 59(1), 20–28. https://doi.org/10.1037/0003-066X.59.1.20

    Masten, A. S. (2001). Ordinary magic: Resilience processes in development. American Psychologist, 56(3), 227–238. https://doi.org/10.1037/0003-066X.56.3.227

    Seligman, M. E. P. (1990). Learned optimism. New York: Knopf.

    Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A visionary new understanding of happiness and well-being. New York: Free Press.

  • Soyut Resim Kompozisyonu

    Southwick, S. M., & Charney, D. S. (2018). Resilience: The science of mastering life’s greatest challenges (2nd ed.). Cambridge University Press.

    Tedeschi, R. G., & Calhoun, L. G. (2004). Posttraumatic growth: Conceptual foundations and empirical evidence. Psychological Inquiry, 15(1), 1–18. https://doi.org/10.1207/s15327965pli1501_01

    American Psychological Association. (2014). The road to resilience. Washington, DC: Author.

bottom of page